Nİsa 4:156-159'dakİ ana tema: İsa'nın Mesİhlİğİ
- kesfetmekursu
- 19 saat önce
- 30 dakikada okunur
Son blogda Nisa 4:156-159'un bağlamının incelenmesi şunları gösterdi:

- Ayetler Hz. Muhammed ve Yahudiler arasındaki bir tartışma sohbeti sırasında söylenmektedir.
- Hz. Muhammed, Yahudilerin onun vahiylerinin ilahi kökenine ilişkin şüphelerine karşı kendisini savunurken, Elçilerin İşleri 7'deki İstefanos'unkine benzer bir argüman çizgisi izlemektedir.
- Nasıl ki İstefanos aslında kendisini değil; İsa'nın kendisinin Allah tarafından onaylanmış Mesih olma iddiasını savunduğu gibi, Hz. Muhammed de kendisini değil, Hz. İsa'nın Allah'ın vahiy tarihindeki rolünü savunuyor gibi görünmektedir.
Bu nedenle Hz. Muhammed'in, İsa'nın Allah'ın vahiy tarihindeki rolünü tam olarak nasıl anladığı bizi çok ilgilendiriyor. Bu blogda, Hz. Muhammed'in Hz. İsa'yı Yahudilere karşı nasıl savunduğu sorusuna yöneliyoruz. Hz. Muhammed ve Yahudiler arasında geçen ve Kuran'da Nisa 4:156-159'da kaydedilen tartışmanın ana konusu tam olarak nedir?
Müslüman tefsircilerin bu soruya verdiği yaygın cevap, konunun Hz. İsa'nın dünyadan ayrılmasının doğası ile ilgili olduğudur: Hz. İsa, Yahudilerin iddia ettiği gibi çarmıhta ölmedi, ancak Allah tarafından mucizevi bir şekilde ölümden kurtarıldı ve cennete, Allah katına, güvenliğe götürüldü.
Yahudilerin İsa’nın Mesihliği’ne yönelik eleştirileriBana göre bu yanıt, bu ayetlerin ne bağlamına ne de içeriğine uygun düşmektedir. İsa konusundaki tartışmaya (Nisa 4:156-159) daha yakından bakacak olursak, bunun başka kaynaklardan aşina olduğumuz Hristiyanlar ve Yahudiler arasında geçen benzer tartışma çizgilerini takip ettiği dikkat çeker. Yahudileri Hristiyanlardan ayıran temel nokta, İsa'nın Allah tarafından onaylanan Mesih olma iddiası hakkındaki yargılarıdır. Hristiyanlar bu iddiayı tümüyle desteklerken - 'Hristiyan' kelimesi Grekçe'de 'Mesih'in takipçisi' anlamına gelmektedir - Yahudiler böyle bir iddiayı şiddetle reddederler. Hristiyanların erken dönem tanıklıklarından ve Talmud'da1 İsa'ya yapılan atıflardan görülebileceği gibi, Yahudilerin İsa'nın Mesih olma iddiasını reddetmesi, temel olarak aşağıdaki eleştirilere dayanıyordu:
i) Gayrimeşru doğumu: İsa, Meryem ile Romalı bir asker arasında evlilik dışı gayrimeşru bir ilişkinin ürünüdür. Dolayısıyla baba tarafınca Kral Davut'un soyundan gelmemektedir - ki bu Tevrat'ta Mesih için varsayılan bir koşuldur - ve bu nedenle Mesih olamaz. Hristiyanlar bu utanç verici gerçeği bakire doğum yalanıyla örtbas etmektedir;
ii) İsa'nın çarmıhtaki ölümü: İsa'nın mucizeleri onun bir şarlatan ve sihirbaz olduğunu kanıtlar ve o bu nedenle ilahi Yasa'ya dayanılaraktan, adil bir ceza olan ölüm cezasına çarptırılır; İsa'nın çarmıhtaki ölümü, onun Allah tarafından lanetlendiğini ortaya koyar ve Allah tarafından seçilmiş ve yetkilendirilmiş Mesih olamayacağını kanıtlar.
iii) Diriliş ve yükseltilmenin yokluğu: Yahudiler havarileri, İsa'nın dirilişi ve Allah katına yükseltilmesiyle ilgili savunulamaz hikâyeler uydurmakla suçlarlar; İsa gerçekte dirilmemiştir ama cehennemde sonsuza dek yanacaktır.2 Utanç dolu ölümünden sonra da İsa, Allah tarafından Mesih olarak onaylanmamıştır.

Aynı konular Kuran’da da mı yer alıyor?Ne ilginçtir ki, tam da Yahudi-Hristiyan tartışmalarından bilinen bu konular, Nisa 4:156-159'da Hz. Muhammed ve Yahudiler arasında İsa hakkında geçen tartışmada gündeme gelmektedir:
i) Gayrimeşru doğum: ‘(Yahûdîlerin kalplerinin manen mühürlenmesinin bir sebebi de Îsâ’yı) inkâr etmelerinden ve Meryem’e (zina gibi) çok büyük (korkunç) bir iftira atmalarındandır.’ (Nisa 4:156; Emrah Demiryent Meali).
ii) Adil bir ceza olarak ölüm: ''“Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük” demeleri yüzünden …’ (Nisa 4:157).
iii) Diriliş ve yükseltilmenin yokluğu: ‘… Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler [Diyanet İşleri Meali]. Bilâkis [Tersine (Edip Yüksel Meali)] Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir [Diyanet Vakfı Meali].’ (Nisa 4:157-158).
Görünüşe göre Kuran, Hristiyan-Yahudi tartışmalarında ele alınan konularla aynı konuları ele almaktadır.
Bu konular neden önemlİdİr?
Birazdan göreceğimiz gibi, Yahudilerin Nisa 4:156-158'de dile getirilen üç noktanın her birindeki niyeti, İsa'nın Mesihliğini sorgulamaktır:
i) Meryem'e yönelik korkunç iftira (Nisa 4:156): Yahudilerin Mesih'le ilgili Tevrat'a dayalı beklentilerine göre, Mesih baba tarafından Hz. Davut soyundan gelmelidir (bkz. örneğin Yeşaya 11:1-16): 'İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak, Kökünden bir fidan meyve verecek.' (Yeşaya 11:1). Bağlamın açıkça ortaya koyduğu gibi, 'filiz' ve 'fidan' Mesih'i temsil eder; 'İşay' da Kral Davut'un babasıdır. 2. Samuel 7:12b'ye göre, bu filizin Davut'un 'bedeninden' bir soy olarak geleceği de belirtilmiştir:
''Sen [yani Davut] ölüp atalarına kavuşunca, senden sonra soyundan birini ortaya çıkarıp krallığını pekiştireceğim. Adıma bir tapınak kuracak olan odur. Ben de onun krallığının tahtını sonsuza dek sürdüreceğim' (2. Samuel 7:12-13).
Yahudiler, İsa'nın bakireden doğuşuna dair Hristiyan ve İslam inancını reddederler. Meryem'i, evlilikte sadakatsizlikle suçlarlar. Talmud'a göre, Yahudiler tarafından Meryem'e atılan iftira şöyledir: 'Meryem bir fahişeydi ve oğlu bir veled-i zinaydı'3, Yahudi olmayan bir babadan olma. Yahudiler, Meryem'in bir sevdalısıyla gerçek kocasına ihanet ettiğini ve İsa'nın evlilik dışı bir ilişkiden doğduğunu, babasının muhtemelen Romalı bir asker olduğunu iddia ediyorlardı.4 Dolayısıyla, İsa baba tarafınca kesinlikle Kral Davut'un soyundan gelmiyordu ve bu nedenle 'Mesih' unvanına hak kazanmak için gerekli olan temel koşulu bile yerine getirmiyordu. Gerçekler, Hristiyanların bakire doğumu masalıyla örtbas edilmeye çalışılıyormuş. Daha da kötüsü, Hristiyanlar tarafından ortaya atılan bu asılsız yalanla Yahudiler, İsa'nın Mesih olduğuna inanmaları için kurnazca kandırılıyorlarmış.5 Ancak gayrimeşru bir çocuk olarak6 İsa asla Allah'ın kurduğu yeni Mesih cemaatinin merkezi olarak seçilemez.

Müslüman yorumcular "Meryem'e büyük iftira" ifadesinin İsa'ya hamile kalması ve İsa'nın doğumuyla ilgili olduğu ve İsa'nın evlilik dışı ilişkilerinin meyvesi olarak oluştuğunu ima ettiği konusunda hemfikirdirler: 'Esasen, iffetli Meryem'i Marangoz Yusuf'la zina yapmakla suçluyorlardı.'7 Seyyid Kutub burada Yahudilerin Meryem'le evlilik dışı ilişki yaşadığını iddia ettikleri kişiyi karıştırmaktadır: Talmud'da belgelendiği üzere, Yahudiler Meryem'in İsa'ya Yahudi olmayan bir adamdan, yani kesinlikle Davut soyundan gelemeyecek birinden gebe kaldığını iddia etmişlerdir. Az önce gördüğümüz üzere, Yahudilerin bu suçlaması açıkça İsa'nın Mesih olma iddiasına yönelikti. Bir peygamber ya da kutsal bir adam herhangi bir aileden gelebilir, ama Mesih Davut'un soyundan gelmelidir. Kur'an'ın ifadesine göre de, Yahudilerin Meryem'e yönelttikleri iftiralarla temelde sorguladıkları bu Mesih olma iddiasıdır.
ii) Yahudiler şöyle iddia ediyor, “Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük” ...’ (Nisa 4:157): Burada dikkat çekici olan, Yahudilerin 'Mesih'' [= İsa] ve 'Allah elçisini' öldürdüklerine dair uçuk iddialarıdır. Allah'tan korkan bir Yahudi için, eğer bu gerçekten yaşandıysa, kesinlikle bir insanın yapabileceği en korkunç şeylerden biri olurdu. Yahudiler hâlen bugüne kadar büyük bir özlemle 'Mesih'lerini' beklemektedirler, ki o tıpkı o zamanlar Musa gibi, kendilerini yabancı egemenlikten kurtaracak ve Allah'ın egemenliğini yeryüzünde gerçekleştirecek olandır. Kuşkusuz Allah'tan korkan hiçbir Yahudi bu Mesih'i asla öldürmek istemez. Nasıl oluyor da Yahudiler böylesine korkunç bir eylemle övünebiliyorlar? Bu absürtlüğü anlamak için, önce İsa'nın a) İncil'e göre dünyadan ayrılışını ve sonra b) Yahudilerin aynı olayla ilgili değerlendirmelerini anlamalıyız:
a) İncil'e göre, İsa'nın döneminde yaşayan Yahudiler, İsa'nın Tevrat'ta peygamberler tarafından vaat edilen Mesih olma iddiasını kabul etmediler. Aksine, bu iddiasından dolayı onu Allah'a küfreden biri olarak kınamışlardır:
'İsa susmaya devam etti. Başkâhin ise O’na, “Yaşayan Tanrı adına ant içmeni buyuruyorum, söyle bize, Tanrı’nın Oğlu Mesih sen misin?” dedi.İsa, “Söylediğin gibidir” karşılığını verdi. “Üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu’nun, Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz.”Bunun üzerine başkâhin giysilerini yırtarak, “Tanrı’ya küfretti!” dedi. “Artık tanıklara ne ihtiyacımız var? İşte küfürü işittiniz. Buna ne diyorsunuz?” “Ölümü hak etti!” diye karşılık verdiler.' (Matta 26:63-66)
Musa'nın Yasası'na göre, Tanrı'ya küfretmenin cezası taşlanarak öldürülmekti (Levililer 24:16 8). O dönemde Romalılar Yahudilere hükmediyordu ve bu nedenle Yahudilerin ölüm cezalarını infaz etmeleri kanunen yasaktı. Bu nedenle, Kutsal Kitap'ta anlatıldığı üzere, sorumlu Yahudiler Roma valisine başvurup ondan İsa'yı ölüm cezasına çarptırmasını istediler. Romalıların bakış açısına göre Mesihlik iddiası yasal bir suç teşkil etmediğinden, Yahudiler İsa'yı Roma imparatoruna karşı isyan etmekle suçladılar. Bunu yapabilmek için, İsa'nın Mesihlik iddiasını yalnızca siyasi terimlerle yorumladılar; yani İsa'yı, bir Yahudi krallığı (Allah'ın egemenliği) kurmak için kendisini zorla Roma egemenliğinden kurtarmayı istemekle suçladılar. Dönemin görevli valisi Pilatus, İsa'yı Yahudiler tarafından yöneltilen suçlamaya yönelik suçlu bulmadı ve onu serbest bırakmak istedi. Ancak sonunda Yahudi yöneticilerin baskısına boyun eğmek zorunda kaldı. Böylece Pilatus, Yeruşalim'deki Roma temsilcisi olarak İsa'nın haksız yere ölüm cezasına çarptırılmasına karar verdi ve Romalı askerler İsa'yı çarmıha gererek cezayı infaz ettiler. Ancak Pilatus, İsa'nın ölümünün ahlaki sorumluluğunu üstlenmeyi reddetti, bu nedenle de yargılamada hazır bulunan Yahudiler bu sorumluluğu kendileri ve çocukları için kabullenmişlerdir:
‘Pilatus, “Öyleyse Mesih denen İsa’yı ne yapayım?” diye sordu.Hep bir ağızdan, “Çarmıha gerilsin!” dediler.Pilatus, “O ne kötülük yaptı ki?” diye sordu. Onlar [Yahudi Başkâhinler ve ileri gelenler artı Kudüs'teki Yahudi halk (Mt.27:20)] ise daha yüksek sesle, “Çarmıha gerilsin!” diye bağrışıp durdular.Pilatus, elinden bir şey gelmediğini, tersine, bir kargaşalığın başladığını görünce su aldı, kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: “Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Bu işe siz bakın!”Bütün halk şu karşılığı verdi: “O’nun kanının sorumluluğu bizim ve çocuklarımızın üzerinde olsun!”Bunun üzerine Pilatus onlar için Barabba’yı salıverdi. İsa’yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti.' Sonra valinin askerleri İsa’yı vali konağına götürüp bütün taburu başına topladılar. …’ (Matta 27:22-27).
İsa'nın ölümünün ahlaki sorumluluğunu bu şekilde kabul etmeleri nedeniyle, Yahudiler daha sonra ilk havariler tarafından Mesih olan İsa'yı öldürmekle suçlandılar.9 Ancak, bu suçlama hiçbir zaman İsa'nın öldürülmesine aktif katılım olarak anlaşılmadı; daha ziyade, çarmıha germenin Romalı askerler tarafından gerçekleştirildiği herkes için açıktı – ‘... elinize teslim edilen bu adamı [yani İsa'yı], yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz.’ (Elçilerin İşleri 2:23; ama 2:36'ya da bakınız: ‘... sizin çarmıha gerdiğiniz İsa’yı ...’). Bu hep sadece ahlaki sorumlulukla ilgiliydi. Hristiyanlar'ın öne sürdüğü bu suçlama, İsa'nın çarmıha gerilmesinin çirkinliğini vurgulamak ve Yahudileri - Hristiyan görüşüne göre - haksız yere çarmıha gerilen Mesih'in ölümünde suçlu kanıtlamak amacını taşıyordu. Yukarıda anlatıldığı gibi, İstefanos'un Yahudi suçlayıcılarına karşı suçlaması da buydu (bkz. yukarıda, Elçilerin İşleri 7:52'ye göre): ‘... Adil Olan’a ihanet edip O’nu katlettiniz!’.
b) Yahudi bakış açısına göre, İsa hiçbir zaman Allah tarafından onaylanan Mesih değildi. Çarmıhtaki ölümü her zaman onun Mesihlik iddiasına karşı bir kanıt olmuştur. Ancak, Yahudilerin Mesih'i öldürdüğü suçlaması, uzun bir süre sadece Hristiyanlar tarafından öne sürülmüştür. Tarihin bir noktasında - en geç Babil Talmudu'nun yazıldığı dönemde, yani 3.-6. yüzyıl civarında - Yahudiler durumu tersine çevirmiş ve şimdi kendilerinin İsa'yı öldürdüğünü iddia etmişlerdir.10
‘Ama bir baraita'da öğretilmiyor mu? Fısıh Bayramı arifesinde Nasıralı İsa'yı taşlayarak öldürdükten sonra cesedini astılar. Ve bir tellal kırk gün boyunca onun önünde dolaşarak alenen ilan etti: Nasıralı İsa büyücülük yaptığı, insanları puta tapmaya kışkırttığı ve Yahudi halkını yoldan çıkardığı için taşlanarak öldürülecektir. Onu aklamak için bir neden bilen herkes öne çıksın ve bunu onun adına açıklasın. Mahkeme onu aklayacak bir neden bulamadı ve Fısıh arifesinde onu taşlayıp cesedini astılar.'11Schäfer, İsa'nın Talmud 43'te ele alınması bazında, Yahudilerin bu alternatif tasviri hangi düşünceyle geliştirdiklerini açıklamaktadır. İncil'deki tasvirin aksine - orada İsa Romalı askerler tarafından diri diri çarmıha gerilir ve ancak ölümünden sonra tekrar aşağı indirilir (bkz. İncil) - Talmud, İsa'nın önce Yahudiler tarafından taşlanarak öldürüldüğünü ve ancak ondan sonra ölü bedeninin asıldığını varsayar. İsa'nın taşlanmasının nedeni Talmud'da şöyle açıklanır: 'Büyücülük [kishshef] yaptığı ve İsrail halkını ayarttığı [hiddiah; putperestliğe veya putçuluğa saptırmak] ve dinden döndürdüğü [hissit] için taşlanmaya götürüldü.'12 Yasaya göre (Levililer 24:16 13), yukarıda açıklanan suçlar için uygun ceza taşlanmadır. Talmud yazarları, İsa'yı tümüyle yasanın hükümlerine uygun olarak mahkûm edip taşladıklarını iddia ederek, İsa'nın Mesihliğini temelden sorgulamaktadırlar. Kutsal Kitap'a alternatif bu anlatıma göre, İsa asla Allah tarafından onaylanan Mesih olamaz, çünkü yasal yollarla - yani Tevrat'a dayanarak ilahi yargıya göre - Allah tarafından mahkum edilen bir büyücü, kâfir ve baştan çıkarıcı olarak ölmüştür. Taşlanarak idam edilen bir kâfirin daha sonra asılması artık suçlunun ölümünü sağlamak amacını taşımaz, daha çok bir aşağılama ve geride kalanlar için uyarıdır: Yasa'nın Tekrarı 21:22-23 14'e göre, asılan bir adam, Allah tarafından lanetlenmiş bir adamdır. Talmud, en azından Allah'a küfreden ve puta tapan kişilerin taşlandıktan sonra bir de asılması gerektiğini belirtir, öyle ki asılan kişinin bizzat Allah'ı lanetlediği gösterilsin.15
Yahudilerin Mesih'i astıklarına dair iddiaları bu nedenle teolojik bir ifadedir: İsa asılmakla Allah tarafından lanetlenmiş biri olarak gösterilmiştir. Başka bir deyişle, Talmud'daki Yahudiler, İsa'nın ölümünün ahlaki sorumluluğunu üstlendiklerini beyan ederler. Ancak, Hristiyanlar tarafından suçlandıkları üzere Mesih-katilleri olarak değil; büyücülükle ve halkı baştan çıkarmakla suçlanan ve Allah tarafından lanetlenmiş olarak damgalanan biri hakkında verilen ilahi hükmün yasaya sadık uygulayıcıları olarak.16

Schäfer bunun, İsa'nın çarmıhtaki ölümünün İncil'de yer alan anlatısının köklü bir şekilde yeniden yorumlanması olduğunu vurgulamaktadır. İncil'de İsa'nın Mesihliği, çarmıhtaki haksız ölümüne rağmen öne çıkarılmaktadır: Yahudi olan Mesih, Romalı vali tarafından asılsız Yahudi suçlamalarına dayanarak işgalci güce karşı siyasi bir isyancı olarak haksız yere mahkûm edilir ve Romalı askerler tarafından çarmıha gerilir. Yahudi hahamlar bu tarihsel bağlamların farkında olsalar da17 , İncil'de anlatılan 'Romalı' versiyonu görmezden gelir ve onun yerine Talmud'da anlatılan kendi 'Yahudi' versiyonlarını kullanırlar.18 İncil'deki anlatıya karşılık getirilen bu 'Talmudik' yanıt, İncil'deki anlatıyla tarihsel düzeyde çelişmektedir: İsa'yı Romalılar değil, Yahudiler öldürmüştür; ahlaki düzeyde çelişmektedir: İsa, haksız yere değil, Musevi Yasa'ya göre adil bir şekilde mahkûm edilmiştir; ve teolojik düzeyde çelişmektedir: İsa Mesih olamaz, Allah'a küfreden biri olarak ölmüştür, ancak Allah tarafından asla haklı çıkarılmamıştır.19 İsa'nın dünyadan ayrılışına ilişkin Talmudik yorum, İncil'le temelden çelişmekte ve her şeyden önce Hristiyanlar'ın ilan ettiği İsa'nın Mesih olma iddiasını tamamen sorgulamaktadır.

Yukarıda anlatılan gelişmeyi akılda tutarak Nisa 4:152-163'e bir kez daha yakından bakarsak, orada hitap edilen Yahudilerin yukarıda Schäfer tarafından anlatılan gelişmenin sonucunu bildiklerine dair işaretler buluruz20:
- Onlar da gururla İsa'yı öldürdüklerini iddia ediyorlardı: '“Biz, Allah'ın resulü (olduğunu iddia eden) Meryemoğlu İsa Mesihi öldürdük!” diye böbürlenmeleridir. ...' (Nisa 4:157; Cemal Külünkoğlu Meali).
- Kur'an'ın '... Oysa onu [İsa'yı] öldürmediler ve asmadılar ...' (Nisa 4:157b; Diyanet İşleri Meali (Yeni)) cevabından herhalde, orada bulunan Yahudilerin İsa'nın (taşlanarak?) öldürülmesi ile daha sonra asılması21 arasında, tıpkı Talmudik anlatıda olduğu gibi, bir ayrım yaptıkları da açıktır.22 Yani onlar açıkça, İsa'nın İncil'de anlatıldığı şekliyle dünyadan ayrılması anlatımını bilinçli olarak reddetmiş ve bunun yerine Talmudik olana yakın bir alternatif seçmişlerdir.
Onların kullandığı 'Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük' ifadesinin ancak ironik (alaycı) bir şekilde anlaşılması gerektiği, Hristiyanlığa geçmemiş Yahudilerin, İsa'nın Mesihlik iddiasını temelden reddettikleri gerçeğinden anlaşılmaktadır, tıpkı Nisa 4:156'da annesine yönelik çirkin suçlamalarıyla zaten görüldüğü üzere. İsa'ya Mesih ve "Allah'ın elçisi" olarak yaptıkları alaycı göndermenin yanı sıra, İsa'yı öldürme iddialarının İncil'e karşı getirilen Talmudik yanıta olan benzerliği ve bir de İsa'nın Mesihliğini hedef alan Meryem'i eleştirmeleri bağlamı (4:156), burada da merkezi meselenin, İsa'nın Mesihliği olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Yahudiler, Nisa 4:156-157'deki sözleriyle şu ironik iddiada bulunurlar: 'Hristiyanların Mesih olarak inandıkları İsa'nın gayrimeşru bir ilişkiden doğması, Yahudiler tarafından öldürülmesi ve ardından çarmıha gerilmesiyle, onun hiçbir şekilde Allah'ın elçisi, Mesih değil; bir veled-i zina, isyancı, baştan çıkarıcı ve Allah tarafından lanetlenmiş biri olduğu açıkça kanıtlanmıştır'.
Şunun altını çizelim: Yahudilerin Mesih'i öldürdüklerine dair iddiaları, İsa'nın Mesihlik iddiasına açık bir saldırıdır. Böylece şu sonuca varıyoruz: 'Biz, Allah'ın resulü (olduğunu iddia eden) Meryemoğlu İsa Mesihi öldürdük!' ifadesi, İsa'nın Mesih olma iddiasına yönelik Yahudi eleştirilerinin bir sloganı ya da özetidir. Nisa 4:157'deki Yahudiler bu sözlerle, İncil'in beyan ettiği bu Mesihlik iddiasını ahlaki ve özellikle teolojik olarak reddettiklerini ifade ederler.

iii) Diriliş ve yükseltilmenin yokluğu: ‘… Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler [Diyanet İşleri Meali]. Bilâkis [Tersine (Edip Yüksel Meali)] Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir [Diyanet Vakfı Meali].’ (Nisa 4:157-158). İsa'nın ölümünden sonraki akıbetiyle ilgili olarak yine İncil'e dayanan bir Hristiyan görüşü ve bundan bağımsız bir Yahudi anlatısı vardır, Talmud'da ima edildiği üzere. Kur'an'ın bu ifadesini anlayabilmek için öncelikle bu farklı anlatılara aşina olmamız gerekir:
a) İncil'e göre, haksız yere çarmıha gerilen İsa çarmıhta öldü. Ölümünden sonra bir mezara konuldu. Ancak çarmıha gerilişinin üçüncü gününde Allah onu ölümden diriltti ve böylece onu Mesih olarak haklı çıkardı. Dirilişinden kırk gün sonra Allah Mesih'ini göğe yükseltti ve o orada Allah'ın sağında, ilahi yetkiyle donatılmış bir şekilde, Allah'ın egemenliği üzerinde hüküm sürmekte, yani Mesihlik işlevlerini yerine getirmektedir. Dirilişi ve Allah katına yükseltilmesi, İsa'nın utanç verici ölümüyle sorgulanan Mesihlik iddiasını haklı çıkarır.
b) İsa'nın ölümüyle ilgili Yahudi ya da Talmudik yanıtın yanlışlanmadan sürdürebilinmesi için, İsa tabii ki de daha sonra dirilişiyle Allah tarafından Mesih olarak haklı kılınmamış olması gerekir. Ölümünden sonra da, Allah tarafından lanetlenmiş biri olarak cehennemde yanmaya devam etmelidir. Yahudilerin kullandığı İncil'e karşıt anlatıya göre, İsa dirilmemiştir ve cezasını sonsuza dek cehennemde çekmeye devam edecektir. Hatta henüz İncil'de İsa'nın dirilişini itibarsızlaştırmak için Yahudiler ve Romalı askerler arasında bir komplo kurulduğunu okuyoruz:
'… nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler. Başkâhinler ileri gelenlerle birlikte toplanıp birbirlerine danıştıktan sonra askerlere yüklü para vererek dediler ki, “Siz şöyle diyeceksiniz: ‘Öğrencileri geceleyin geldi, biz uyurken O’nun cesedini çalıp götürdüler.’ Eğer bu haber valinin kulağına gidecek olursa biz onu yatıştırır, size bir zarar gelmesini önleriz.” Böylece askerler parayı aldılar ve kendilerine söylendiği gibi yaptılar. Bu söylenti Yahudiler arasında bugün de yaygındır' (Matta 28:11-15).
İncil'e göre, boş mezar Yahudi Yüksek Kurul'u tarafından da inkar edilemez, bu yüzden onlar gerçekleri bir yalanla örtbas etme hilesine başvururlar. Karşı anlatıları şudur: İsa ölümden dirilmemiştir, havariler sahte bir diriliş algısı yaratmak için İsa'nın bedenini mezardan çalmışlardır.
İncil'e göre bu yanlış söylenti, olaydan yıllar sonra bile hâlen Yahudiler arasında anlatılmaya devam ediliyordu.23 Schäfer, İsa'nın beş havarisinin ölüm cezasına çarptırılmasına ilişkin Talmudik bir anlatıyı açıklamakta ve bunda İsa'nın çarmıha gerildikten sonraki durumuyla bir bağlantı görmektedir.24 O, çeşitli Tevrat ayetlerine dayanan bu tartışmayı, Hristiyanlar tarafından savunulan İsa'nın dirilişi ve bunun Yahudiler ve insanlık için olan sonuçları üzerine teolojik bir inceleme olarak görmektedir.
Schäfer'e göre Talmud aşağıdaki görüşleri savunmaktadır:
İsa, Hristiyanların iddia ettiği gibi suçsuz değildir.25 Onun ölümü, günahkârları aklamak için bir suç sunusu değil, bir kâfirin ölümüdür. Onun ölümü Allah'ı onurlandırır, çünkü bu onun hadsizce davranışlarının adil cezasını temsil eder.26
İsa nihai olarak ölmüştür, ölüler diyarında sonsuza dek acı çekecek ve bir daha asla dirilmeyecektir. Adı unutulacak ve hiçbir izleyicisi olmayacaktır.27
İsa dirilmemiştir ve izleyicileri de dirilmeyecek ve asla dünya üzerinde egemenlik sürmeyeceklerdir. İsa'nın öğretisi ölmüştür.28
İsa ve takipçileri, Yahudilerin Tanrı'nın ilk doğan oğlu olarak yerini almamışlardır, aksine Tanrı'nın ezeli düşmanının ilk doğanlarıdırlar.29
Son olarak Schäfer şu teoriyi ortaya atar: Yahudiler Talmud'a göre, İsa'nın cehennemde kaynayan dışkı içinde ebediyen lanetlenmiş olarak hiç bitmeyecek cezasını çekmekte olduğu görüşünü savunmuş olabilirler.30
Bu ifadelerden de görülebileceği gibi, Talmud'un İsa'ya bakışı açısından önem arz eden husus, İsa'nın kesinlikle sonsuza kadar ölü kalacağı gerçeğiydi, yani İsa diriltilmemiş ve Allah tarafından onurlu bir makamla ödüllendirilmemişti ve hiçbir zaman da diriltilmeyecekti. Talmudik karşı anlatının tarihsel açıdan İncil'le çeliştiği gerçeği şöyle dursun; bu anlatı, İsa'nın Mesihlik iddiasının, onun ölümüyle nihai bir sona erdiğine dair teolojik açıdan da yıkıcı bir ifadede bulunur.31 İncil'e karşıt bu Yahudi anlatısı da doğrudan İsa'nın Mesihlik iddiasını hedef alır: İsa ölümünden sonra da Allah tarafından Mesih olarak haklı kılınmamıştır.
Yahudilerin eleştirilerindeki bu son nokta, Kur'an'da Yahudi tarafı en az belirgin şekilde açıklanan, ancak Kur'an'ın cevabında Yahudi görüşünü en açık şekilde çürüten noktadır:

'Bilâkis [Tersine (Edip Yüksel Meali)] Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir [Diyanet Vakfı Meali]’ (Nisa 4:158). Bu karşı tasvirin hangi açıdan İsa'nın Mesihliği ile ilgili olduğu, incelenip açıklığa kavuşturulmalıdır.
Kur'an'ın burada İsa'nın ölümünden sonraki akıbetine ilişkin Yahudi görüşüne atıfta bulunduğu, muhtemelen 157. ayetin sonundaki şu sözlerle ima edilmektedir: - '... Çünkü onu öldürdüklerini kesin olarak bilmiyorlar'32 (4:157; benim çevirim) sözlerinden, Yahudilerin İsa'nın ebediyen ölü olduğu ve cehennemde ebedi bir cezaya çarptırılacağı görüşüne sahip oldukları anlaşılmaktadır: 'Mesih'i nihai olarak ortadan kaldırdık (ya da öldürdük) ve böylece onun Mesih değil, Allah tarafından lanetlenmiş biri olduğunu kanıtladık' anlamında. O halde, Kuran'daki sözler bu görüşü yalanlamaktadır: Yahudiler kendilerini yanlış bir güvenlik duygusuna kaptırmaktadırlar - 'onlar işte İsa'nın nihai olarak ortadan kaldırıldığını tam kesin olarak bilmiyorlar'. Kur'an da buna karşı sert bir tasvir ile karşılık verir: 'Bilâkis [Tersine (Edip Yüksel Meali)] Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır'. Her halükarda, 157. ayetin başında Yahudilerin orijinal iddiası - 'Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük' ve böylece onun Mesih olma iddiasını kesin olarak çürüttük - 'onu kesin olarak öldürmediler' ile göreceli hale getirilmiştir. Kur'an böylece Yahudileri 'iddia ettikleri şeyi -yani İsa'nın Mesih olmadığını- kesin olarak bilmiyorlar' anlamında düzeltmektedir.- Havarilerin İsa'nın bedenini mezardan çaldıklarına dair yalana (bkz. Matta 28:11-13) dayanan İsa'nın dirilmediği şeklindeki yanlış görüşe de Kuran'da değinilmektedir: '... Bu hususta zanna uyma dışında hiçbir bilgileri yoktur ...'.
Kur'an, İsa'nın ölümünden sonraki durumuna ilişkin Yahudi görüşünü ayrıntılı olarak sunmasa bile, Yahudilerin Kur'an'ın cevabını kendi anlayış çerçeveleri içinde yorumladıkları varsayılabilir. Bu anlayış çerçevesi, İsa'nın diriltilmediği ve kesinlikle Allah katına yükseltilmediği görüşünü içeriyordu. Kur'an'daki karşı argüman doğrudan bu Yahudi görüşüne hitap eder ve onu temelden düzeltir: 'bilâkis [Tersine (Edip Yüksel Meali)] Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir [Diyanet Vakfı Meali]’ (Nisa 4:157-158).
Kasıtlı olmasa bile, Yahudiler bu ifadeyi, İsa'nın ölümünden sonra Allah tarafından Mesih olarak haklı çıkarılmadığına dair inançlarının bir düzeltmesi olarak anlamış olmalıdırlar.
Bu son ifadenin sadece tesadüfi değil, Yahudi eleştirilerine karşı İsa'nın Mesihliğinin kasıtlı bir savunması olduğu, benim görüşüme göre, (a) dilbilgisi, (b) bağlam (bkz. ayet 159) ve son olarak (c) elçilerin ve kilisenin tarihindeki benzer tartışmaların tarihi anlatıları tarafından desteklenmektedir:
(a) 158. ayet, güçlü bir ifade olan 'aksine'33 ifadesiyle başlar ve böylece 157. ayette ortaya konulan hususla çelişir. Yukarıda gösterildiği gibi, 157. ayette Yahudiler, 'biz Mesih'i öldürdük' ifadesiyle İsa'nın Mesihliğini eleştirmektedir. Kur'an, 158. ayette Yahudilerin bu iddiasını çürütür: 'Siz İsa'nın Mesihlik iddiasının yanlış olduğunu kesin olarak kanıtladığınızı iddia ediyorsunuz, oysa tam tersine Allah onu Kendisine yükseltmiştir'. Yani İsa'nın Allah katına yükseltilmesi, dil bilgisel incelemeye göre, İsa'nın Mesihliğine karşı Yahudi argümanını çürütme işlevi görür.
(b) 159. ayette, İsa'nın Allah katına yükseltilmesiyle edinilen bilginin bizi götürdüğü sonuç ele alınır: 'Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır' (Nisa 4:159; Diyanet İşleri Meali (Yeni)). Yahudiler (ve diğer tüm benzer şekilde düşünen Kutsal Kitap sahipleri) diskalifiye ettikleri İsa'ya inanmak zorundadırlar ve o, onun Allah'ın lanetlediği kişi olarak cehennemde sonsuza dek yanacağına dair inançlarının aksine, son yargıda Allah'ın huzurunda onlara karşı bir tanık (şahit) olarak görünecektir.
Nisa 4:159'daki ifadenin gerçekten anlamlı olması için, 157. ayette işlendiği şekilde Yahudilerin İsa'yı Mesih ve Allah'ın elçisi olarak reddetmelerinin 158. ayetle tümüyle çürütülmesi ve bunun tam tersinin kanıtlanmış olması gerekmektedir. 157. ayet ışığında bu radikal sonuca varabilmek için, 158. ayetin içeriğinin İsa'nın Mesihliği hakkında olması gerekir.
(c) Petrus henüz ilk vaazında, İsa'nın Mesih olma iddiasını Yahudi dinleyicilerine karşı aynı argümanla savunur: İsa'nın Allah katına yükseltilmesiyle: Hz. Davut'un Mezmur 16:10'daki peygamberlik sözü temelinde - 'Çünkü sen beni ölüler diyarına terk etmezsin, Sadık kulunun çürümesine izin vermezsin' - Petrus, İsa'nın dirilişini ve yükseltilişini ele alır: Kral Davut bu ifadeyi kendisiyle ilgili olarak söylememiştir, aksine bu Mesih'le ilgili bir peygamberliktir:
Davut bir peygamberdi ve soyundan birini tahtına oturtacağına dair Tanrı’nın kendisine ant içerek söz verdiğini biliyordu. Geleceği görerek Mesih’in ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: ‘O, ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi.’ Tanrı, İsa’yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız. ... Böylelikle bütün İsrail halkı şunu kesinlikle bilsin: Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz İsa’yı hem Rab hem Mesih yapmıştır.'' (Elçilerin İşleri 2:30-36).
Petrus'a göre, çarmıhta ölen İsa'nın Allah katına yükseltilmesi, İsa'nın Mesihliğinin nihai teyididir: tüm İsrail artık İsa'nın Allah tarafından onaylanan Mesih olduğunu tümüyle kesin olarak bilebilir. 'İsa Allah'a yükseltildi' argümanı, kilise tarihi boyunca Hristiyanlar tarafından İsa'nın Mesihliğinin mutlak kanıtı olarak defalarca kullanılmıştır (bkz. Elçilerin İşleri 3:15vd.; (4:10); 5:30-32; 7:55-56; 9:3-5; (10:39-41); Romalılar 1:3-4; İbraniler 1:5-13; vb.)
Nİsa 4:156-159'dakİ ana tema: İsa'nın Mesİhlİğİ
Son olarak, Nisa 4:156-159'un bağlamından da anlaşılmaktadır ki, tartışmanın konusu İsa'nın Mesihlik iddiasıdır: Hz. Muhammed ve Yahudiler arasındaki tüm tartışma Nisa 4:150'den beri, Allah'ın elçilerine iman konusu üzerine odaklanmıştır:
'Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyenler, “Bir kısmına inanırız ama bir kısmına inanmayız” diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte gerçek kâfirler bunlardır ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Allah’a ve peygamberlerine iman edip onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince, işte Allah onlara mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır ve sonsuz rahmet sahibidir' (Nisa 4:150-152).
Daha sonra Nisa 4:156'da özellikle Yahudiler, elçi İsa'yı reddetmeleriyle bağlantılı olarak imansızlıkla suçlanır:

'Bir de o Yahudî'lerin İsa'yı inkâr etmeleri ve Meryem'e zina isnâdı ile büyük bir iftirada bulunup aleyhine sözleri, Ve: “- Biz, Allah'ın peygamberi olan Meryem'in oğlu İsa'yı öldürdük” demeleri ...' (Ali Fikri Yavuz Meali). Bu ayet, onların imansızlıklarını, Meryem'e yönelttikleri suçlamalarla ve İsa'yı öldürdüklerine dair iddialarıyla ilişkilendirir. Yukarıda açıklandığı gibi, bu Yahudi suçlamaları yalnızca İsa'nın Mesih olma iddiası bağlamında geçerli ve işlevseldir: yalnızca Mesih Davut'un soyundan gelmelidir ve yalnızca Mesih sonsuza dek yaşamalıdır. Başka peygamberler ise 155. ayette belirtildiği gibi Yahudiler tarafından öldürülmüşlerdir, ama bu sırada peygamberlik unvanlarını kaybetmemişlerdir: '... haksız yere peygamberleri öldürmeleri ...'. Aynı zamanda, Nisa 4:159, Kuran'ın neden Yahudi suçlamalarına karşı durup onlarla çeliştiğini açıkça ortaya koymaktadır: 'Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır' (Nisa 4:159; Diyanet İşleri Meali (Yeni)). Yani amaç tam olarak da bu imansız Yahudileri İsa'ya inanmaya ikna etmektir. İnançsızlıkları İsa'nın Mesih olma iddiasına yönelik olduğu için, özellikle bu konuda ikna edilmeleri gerekir. Kur'an böylece Nisa 4:156-159'daki tüm tartışmayı açıkça Yahudilerin İsa'yı Mesih olarak reddetmeleri bağlamına yerleştirir.
Özetle şunu gözlemliyoruz: Nisa 4:156-159'da Hz. Muhammed ve Yahudiler arasındaki tartışmanın merkezinde, açıkça, İsa'nın kendisi hakkındaki Mesihlik iddiası bulunmaktadır. Bu iddia, Yahudiler tarafından üç açıdan sorgulanmaktadır: gayrimeşru doğum ('Meryem’e büyük bir iftira atmalarından'), Mesih için zorunlu olan Davut soyundan gelmesi gerçeğine şüphe düşürmektedir; İsa'nın taşlanması ve asılması Yahudi görüşüne göre İsa'nın Allah'ın elçisi değil, Allah tarafından lanetlenen bir kâfir olduğunu kanıtlamaktadır ('“Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük” demeleri').
Son olarak, şu cevaptan - '… Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler [Diyanet İşleri Meali]. Bilâkis [Tersine (Edip Yüksel Meali)] Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve

hikmet sahibidir [Diyanet Vakfı Meali]’ - Yahudilerin İsa'nın dirilişini de sorguladıkları sonucuna varılabilir. Onlar bu şekilde, Allah'ın İsa'yı ölümünden sonra bile Mesih olarak haklı çıkarmamış olduğunu kesine çıkarmak istemekteydiler. Kur'an, ayet 158'de İsa'nın Mesihlik iddiasını destekleyen ana argümanı sunar ve ardından bunun sonucu olarak 159. ayette şu sonuca varır: tüm Kitap sahipleri İsa'yı Mesih olarak kabul etmelidir.
Şunun altını çizelim:
Nİsa 4:157-159'da Yahudİler ve Hz. Muhammed arasındakİ tartışmanın ana teması İsa'nın Mesİh olma İddİasıdır.
Nİsa 4:156-159'dakİ ana tema: İsa'nın Mesİhlİğİ olduğunu açıklığa kavuşturduktan sonra, şimdi Kur'an'ın Yahudi eleştirilerini nasıl ele aldığı ve bunlara nasıl tepki verdiği analiz edilmelidir.
1 Peter Schäfer, Jesus in the Talmud.
2 Bkz. Peter Schäfer, Jesus in the Talmud. Schäfer Talmud'da 'polemical counternarratives that parody the New Testament stories, most notably the story of Jesus’ birth and death' bulur. Talmud'a göre de ne İsa ne de takipçileri için diriliş yoktur (P. Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 9)
'Origen [M.S. 248] provides an idea of the caliber of the insults: Jesus, illegitimate son of Panthera, a Roman legionary, was a charlatan and a magician killed by the Jews; after His death, marvels were invented by His disciples concerning Him.' (Flannery, Edward H. The Anguish of the Jews (2004 ed.). p. 37. found in Wikipedia contributors. Toledot Yeshu [Internet]. Wikipedia, The Free Encyclopedia; Available from: https://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Toledot_Yeshu&oldid=1102036263 (ziyaret edildi: 18/07/2022).
3 Suçlama: ‘Mary was a whore and her son a bastard’ (Schäfer, Jesus in the Talmud, ss. 98-99).
4 Hatta Talmud'da Yahudiler, İsa'nın insansal babasının kim olduğunu bildiklerini bile iddia ederler: 'Incidentally, the Gemara asks: Why did they call him [Jesus] ben Stada, when he was the son of Pandeira? Rav Hisda said: His mother’s husband, who acted as his father, was named Stada, but the one who had relations with his mother and fathered him was named Pandeira. The Gemara asks: Wasn’t his mother’s husband Pappos ben Yehuda? Rather, his mother was named Stada and he was named ben Stada after her. The Gemara asks: But wasn’t his mother Miriam, who braided women’s hair? The Gemara explains: That is not a contradiction. Rather, Stada was merely a nickname, as they say in Pumbedita: This one strayed [setat da] from her husband.' (Shab 104b in https://www.sefaria.org/Shabbat.104b.5?lang=bi&with=all&lang2=en (ziyaret tarihi: 01/11/2022). Schäfer'e göre bu pasajlar Talmud'a 3. ve 4. yüzyıllarda girmiştir (bkz. Wikipedia contributors. Jesus in the Talmud [Internet]. Wikipedia, The Free Encyclopedia; 2022 Oct 26, 13:31 UTC. Available from: https://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Jesus_in_the_Talmud&oldid=1118340576 (ziyaret tarihi: 01/11/2022)).
Schäfer, söz konusu alıntının İsa hakkında olduğunu teyit etmek için Celsus'tan bahseder: 'in the pagan philosopher Celsus’ polemical treatise Alethe¯s Logos, written in the second half of the second century C.E. and preserved only in quotations in the Church Father Origen’s reply Contra Celsum (written ca. 231–233 C.E.). There, Celsus presents a Jew as having a conversation with Jesus himself and accusing him of having “fabricated the story of his birth from a virgin.” In reality, the Jew argues, he [Jesus] came from a Jewish village and from a poor country woman who earned her living by spinning. He [the Jew] says that she was driven out by her husband, who was a carpenter by trade, as she was convicted of adultery. Then he says that after she had been driven out by her husband and while she was wandering about in a disgraceful way she secretly gave birth to Jesus.' (Schäfer, Jesus in the Talmud, ss. 18f.)
5 ‘This powerful counter narrative shakes the foundations of the Christian message. It is not just a malicious distortion of the birth story (any such moralizing categories are completely out of place here); rather, it posits that the whole idea of Jesus’ Davidic descent, his claim to be the Messiah, and ultimately his claim to be the son of God, are based on fraud. His mother, his alleged father (insofar as he helped covering up the truth), his real father, and not least Jesus himself (the would-be magician) are all impostors that deceived the Jewish people and deserve to be unmasked, exposed to ridicule, and thereby neutralized. Most striking, this counter–New Testament in a nutshell has been preserved in rabbinic sources only in the Babylonian Talmud,43 and there almost in passing.’ (Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 22).
6 ’No one misbegotten - *misbegotten Meaning of Heb. mamzer uncertain; in Jewish law, the offspring of adultery or incest between Jews - shall be admitted into the congregation of יהוה; no descendant of such, even in the tenth generation, shall be admitted into the congregation of יהוה.’ (https://www.sefaria.org/Deuteronomy.23.3?lang=bi&with=all&lang2=en (ziyaret tarihi: 01/11/2022)).
Bu hükme göre, İsa'nın cemaattan, yani Allah'ın seçmiş olduğu insan topluluğundan bile dışlanması gerekirdi (Yasa'nın Tekrarı 23:2).
7 İngilizcesi: 'Essentially, they accused Mary, the pure, of adultery with Joseph the Carpenter' (Sayyid Qutb, In the Shadow, s. 1057). Türkçe cevrisinde o kadar net çıkmıyor: 'Burada, Meryem'e büyük bir iftira atmaları münasebetiyle de, tekrarlanmıştır bu sıfat. Tertemiz Meryem hakkında, yahudilerin başkasının söyleyemeyeceği bir dedikodu çıkarmışlardı. -Allah hepsine lanet etsin- Sonra Mesih'i öldürmek ve çarmıha germekle övünüyorlardı' (Sayyid Kutb, Fizilalil-kuran, s.547).
Taberi Tefsiri: 'Yahudilerin inkhar etmeleri ve hiçbir delil olmaksızın Meryem'e zina inad ederek büyük bir iftirada bulunmalan ...’
Suyuti Tefsiri: ‘İbn Cerîr ve ibn Ebî Hâtim'in bildirdiine göre ibn Abbâs: "...Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalandır" buyruğunu açıklarken: "Burada, Meryem'e ... zina iftirasında bulunmaları kastedilmektedir" dedi.’ (Durul Mensur Cilt 5, s. 96).
8 Levililer 24:16: 'Ve RABBİN ismine küfreden mutlaka öldürülecektir; bütün cemaat mutlaka onu taşlıyacaklar; garip olsun yerli olsun, RABBİN ismine küfrettiği zaman öldürülecektir.' (Kitab-ı Mukaddes)
9 'Die ersten öffentlichen Predigten getaufter an ungetaufte Juden in Jerusalem behaften ihre Adressaten mit einer Mitschuld am Tod Jesu, um ihnen Rettung anzubieten und Umkehr zu Gott zu ermöglichen (Apg. 2,23f. EU [Einheits Übersetzung]): „Ihn, der durch Gottes Ratschluss und Vorsehung dahingegeben wurde, habt ihr durch die Hand der Heiden ans Kreuz geschlagen und getötet.“ Apg. 3:15 EU: „Den Fürsten des Lebens habt ihr getötet.“ Apg. 5:30 EU: „Der Gott unserer Väter hat Jesus auferweckt, den ihr an das Holz gehängt und getötet habt.“ Zugleich bekräftigen sie, dass die Täter aus Unwissenheit handelten (Apg. 3:17 EU): „Nun, liebe Brüder, ich weiß, dass ihr es aus Unwissenheit getan habt wie auch eure Obersten.“ Diese Aussagen sind integraler Bestandteil der Verkündigung des Evangeliums.' (Seite „Gottesmord“. In: Wikipedia – Die freie Enzyklopädie. Bearbeitungsstand: 10. Oktober 2022, 09:10 UTC. URL: https://de.wikipedia.org/w/index.php?title=Gottesmord&oldid=226913984 (ziyaret tarihi: 28. November 2022, 14:42 UTC)).
Daha sonra yaşamış Hristiyanlar'ın da benzer suçlamalarda bulundukları bilinmektedir: 'The centrality of Jewish guilt became an article of faith in late antique Christianity. The enormously influential John Chrysostom (d. 407), in his screed against Judaizing Christians in Antioch in the late fourth century, quoted Mt. 24:2, “Jerusalem will be trodden down by many nations, until the times of many nations be fulfilled,” in order to prove that Jews would never be able to restore the temple there. He said that the Jews rejected this prophecy of Jesus: “What does the Jew say? ‘The man who said this is my foe. I crucified him (εγώ αυτόν εσταύρωσα), so how am I to accept his testimony?’ But this is the marvel of it. You Jews did crucify him (ὦ Ἰουδαῖε, ὅτι ὃν ἐσταύρωσας). But after he died on the cross, he then destroyed your city.” Jacob of Serug (d. 521) likewise complained about Jews rejecting the virgin birth, and with regard to Jesus said, “O Jew, woe to thee, through him, because thou didst crucify him.”' (Juan Cole, “‘It was made to appear to them so’: the crucifixion, Jews and Sasanian war propaganda in the Qur’ān.” Religion 51, 3 (2021): 404- 422, s. 416 in https://doi.org/10.1080/0048721X.2021.1909170 (02/12/2022)).
10 'What we then have here in the Bavli is ... a creative rereading, however, that not only knows some of its distinct details but proudly proclaims Jewish responsibility for Jesus’ execution.' (Schäfer, Jesus in Talmud, s. 74).
11 'But isn’t it taught in a baraita: On Passover Eve they hung the corpse of Jesus the Nazarene after they killed him by way of stoning. And a crier went out before him for forty days, publicly proclaiming: Jesus the Nazarene is going out to be stoned because he practiced sorcery, incited people to idol worship, and led the Jewish people astray. Anyone who knows of a reason to acquit him should come forward and teach it on his behalf. And the court did not find a reason to acquit him, and so they stoned him and hung his corpse on Passover eve' (Bsanhedrin 43a: https://www.sefaria.org/Sanhedrin.43a.20-21?lang=bi&with=all&lang2=en (ziyaret tarihi: 03/11/2022)).
12 ‘Er wird zur Steinigung hinausgeführt, weil er Zauberei [kishshef] getrieben und Jisraél verführt [hiddiah; zum Götzendienst oder der Abgötterei] und abtrünnig [hissit] gemacht hat’ (Sanhedrin 43a in Talmud Bavli. German trans. by Lazarus Goldschmidt, 1929 in https://www.sefaria.org/Sanhedrin.43a.20?ven=Talmud_Bavli._German_trans._by_Lazarus_Goldschmidt,_1929_[de]&lang=bi&with=Translations&lang2=en (ziyaret tarihi: 03/11/2022)).
13 Levililer 24:16: 'Ve RABBİN ismine küfreden mutlaka öldürülecektir; bütün cemaat mutlaka onu taşlıyacaklar; garip olsun yerli olsun, RABBİN ismine küfrettiği zaman öldürülecektir.' (Kitab-ı Mukaddes)
14 'Ve bir adam ölüme müstahak bir suç işlemiş olup öldürülürse, ve onu bir ağaç üzerine asarsan; cesedi bütün gece ağaç üzerinde kalmıyacaktır, fakat o günde onu mutlaka gömeceksin; çünkü asılmış olan adam Allah tarafından lânetlidir; ve Allahın RABBİN miras olarak sana vermekte olduğu diyarını murdar etmiyeceksin' (Yasa'nın Tekrarı 21:22-23).
15 'All who are stoned are also hanged (nitlin) [afterwards] [on a tree]:21 (these are) the words of R. Eliezer. However the Sages said: only the blasphemer (ha-megaddef) and the idolater (ha-´oved avodah zarah) are hanged. … That is to say, on what account has this [man] been hanged? Because he cursed the Name, and the Name of Heaven turned out to be profaned.' (Schäfer, Jesus in the Talmud, ss. 66f.).
16 Schäfer, Babil Talmud'unun yazarı hakkında şunu gözlemlemektedir: o 'adopts and interprets the version of the trial before the Sanhedrin, combining it with the mishnaic law: the accusation and condemnation of a blasphemer and idolater, who leads astray all of Israel. We, the Jews, he argues, have put him on trial and executed him for what he was: a blasphemer, who claimed to be God and deserved the capital punishment according to our Jewish law. With this deliberate “misreading” of the New Testament narrative, the Bavli (re)claims Jesus for the Jewish people—but only to fend off once and for all any claim by himself or his followers. Yes indeed, the Bavli admits, Jesus was a Jewish heretic, who was quite successful in seducing many of us. But he was taken care of according to the Jewish law, got what he deserved—and that’s the end of the story’ (Schäfer, Jesus in the Talmud, ss. 71-72).
17 'To answer this question, the rabbis were certainly aware that crucifixion was the standard Roman death penalty, that Jesus was indeed crucified and not stoned and hanged. Hence, why their stubborn insistence on the latter? Because this is precisely the core of their polemical counternarrative to the Gospels' (Peter Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 72).
18 'What we then have here in the Bavli is a powerful confirmation of the New Testament Passion narrative, a creative rereading, however, that not only knows some of its distinct details but proudly proclaims Jewish responsibility for Jesus’ execution. Ultimately and more precisely, therefore, it turns out to be a complete reversal of the New Testament’s message of shame and guilt: we do accept, it argues, responsibility for this heretic’s death, but there is no reason to be ashamed of it and feel guilty for it. We are not the murderers of the Messiah and Son of God, nor of the king of the Jews as Pilate wanted to have it. Rather, we are the rightful executioners of a blasphemer and idolater, who was sentenced according to the full weight, but also the fair procedure, of our law. If this interpretation is correct, we are confronted here with a message that boldly and even aggressively challenges the Christian charges against the Jews as the killers of Christ. For the first time in history, we encounter Jews who, instead of reacting defensively, raise their voice and speak out against what would become the perennial story of the triumphant Church.' (Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 74).
19 'The Bavli’s claim of direct Jewish agency in the killing of Jesus is in glaring historical disagreement with the Gospels – but their most important differences are moral and theological rather than historical. The moral counter-claim is that Jesus was killed justly. The theological counter-claim is that the story ends with his death, not his resurrection.' (Ian Mevorach, “Qur'an, Crucifixion, and Talmud: A New Reading of Q 4:157- 58” in Journal of Religion & Society 19 (2017): ss.1-21. Moss, Candida, s. 5).
20 ''Katsh’s hypothesis' that Muhammad and the Jews in Medina were familiar with the Talmud, 'has been confirmed by subsequent studies (Mazuz; Newby). Hans Küng reports that Medina was one-third Jewish: “there was even a Jewish clan of goldsmiths and there were armorers and scholars familiar with the Hebrew Bible and the Talmud”. The fact that al-Nisa’ (Women) is a Medinan surah further supports the thesis that Q 4:157-58 emerged out of an encounter between Muhammad and Talmudic Jews of Medina.’ (Ian Mevorach, “Qur'an, Crucifixion, and Talmud: A New Reading of Q 4:157- 58” in Journal of Religion & Society 19 (2017): ss.1-21. Moss, Candida, s. 3).
21 'salebûhu', Maide 5:33'te de aynı sözcük kullanılmıştır (yusallebû): 'Allah’a ve peygamberine karşı savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu, onların dünyada uğradıkları aşağılayıcı cezadır. Âhirette ise onlar için büyük bir azap vardır.' Maide 5:33, Yasanın Tekrarı 21:22-23'teki ifadeyi doğrular gibidir.
22 Ian Mevorach, Talmud Sanhedrin 43 ile Nisa 4:157 arasındaki bağlantıya dikkat çeker: 'The sequence of events in Jesus’ execution in the Talmud, first stoning and then hanging, can be read as corresponding to the Qur’an’s double-denial that the Jews “did not kill him, nor did they crucify him” (4:157). If the Qur’an were denying that the Jews crucified Jesus as presented in the New Testament (indirectly, by prompting the Romans to crucify him), its separate mention of killing and crucifying would need to be read as a parallelism (reinforcing its rebuttal by saying the same thing twice using different words). However, if the Qur’an is denying the account elaborated in the Talmud, where Jesus’ execution by stoning is followed by the desecration of his corpse by hanging, then it makes sense for it to deny both the stoning and the hanging, both the killing and the crucifying. Again, while the phrase makes sense in either case, the double-denial tracks better to the Talmudic counternarrative than to the New Testament version of Jesus’ death. When one attempts to apply the Qur’an’s denial that the Jews killed Jesus to the New Testament story it does not fit so well, especially because the Jews in this story do not kill Jesus. (Ian Mevorach, “Qur'an, Crucifixion, and Talmud: A New Reading of Q 4:157- 58” in Journal of Religion & Society 19 (2017): ss.1-21. Moss, Candida, ss. 12f.).
23 Örneğin Toledoth Yeshu'da İsa'nın kesin ölümünü kanıtladığı varsayılan bir Yahudi efsanesi anlatılmaktadır. Hikaye, 1500 yılı civarında yazılmış bir eserden alınmıştır, ancak uzmanlara göre hikayenin bu versiyonu yaklaşık 5. yüzyıldan beri zaten dolaşımda idi ve içeriğinde ifade edilen görüş muhtemelen İsa'nın yeryüzünden ayrıldığı zamana dayanmaktadır. ("Though this tradition was not compiled before the fifth century A.D., it undoubtedly echoed an earlier Jewish tradition that was widespread among the Jewish circles after the resurrection of Christ (Matthew 28:11-15) (Sam Shamoun, JESUS IN THE RABBINIC TRADITIONS, in https://www.answering-islam.org/Shamoun/talmud_jesus.htm (ziyaret tarihi: 08/03/2023). Bu görüş Peter Schäfer tarafından Jesus in the Talmud eserinde de savunulmaktadır. İşte Toledoth Yeshu'daki efsane: ‘At eventide, they came to take him down, on account of that Scripture which saith: Thou shalt not suffer his corpse to remain on the tree (Deut. 21:23). So did they bury him, and his following began to weep again at his tomb while saying: "Ye have become liable to the death penalty, because ye have slain the Messiah!" Yet, those of Israel retorted by saying: "Ye, yourselves, have become liable to the death penalty, because ye have believed in a false prophet!" His following then said to themselves: "Come and let us take him out of his tomb." They opened the tomb, but did not find him there, and so did they go unto Helena the queen. They said unto her: "Consider, your Majesty, the Queen, how many signs he hath wrought, and how that now he hath gone up into heaven." At this declaration, she did send unto the Sages, and inquired of them: "Where is it that ye have buried Jesus?" They answered: "Near unto the waters of Siloam." She then returned answer unto them: "If ye do not bring him unto me, I shan't leave off from harassing a single one of you." They sought him, but could not find him. They then said unto her: "Give us time." She gave them time, and meanwhile, the people of Israel had all taken upon themselves a fast of affliction until the appointed time had expired, yet still they did not find him, by reason of which they began to flee from before the queen. Rabbi Tanḥum did also flee unto the field, and there found a certain gardener eating. He said unto him: "Thou wicked man! All of Israel hath undertaken fasting and they art in sorrow, but thou sittest here eating!" He then replied: "My lord, on what occasion hast this sorrow come over the nation?" Rabbi Tanḥum then told him the account of the matter. He furthermore said: "If they shall perchance find him, Israel shall find some relief." The same man (i.e. the gardener) answered: "I have stolen him and buried him in my own garden, so as not to give an opportunity for the wicked to steal him away." Rabbi Tanḥum, at hearing this, returned unto the city and exclaimed: "This day is a day of good tidings!" So those of Israel went and took him out of his tomb, and did tie a rope around his leg, and began to drag him along the city lanes of Jerusalem, until they brought him unto the queen. Forthwith did she praise the Sages and became wroth with the following of Jesus, banishing certain of them – three to a mountainous place, three to Greece, and thirteen of their number to Rome, while the rest were scattered among the nations. Then did the Most Holy, blessed be He, demand his judgment in every place. But, even so, those in Israel who stood up to make this breach in faith, got themselves up and opposed openly the Sages, and said: "He is the Deliverer." Thus, there was a schism in Israel.’ (Wikisource contributors. Translation: Story of Jesus [Internet]. Wikisource ; 2021 Apr 19, 16:47 UTC [cited 2023 Mar 8]. Available from: https://en.wikisource.org/w/index.php?title=Translation:Story_of_Jesus&oldid=11203814).
24 'Our Rabbis taught: Jesus the Nazarene had five disciples, and these are they: Mattai, Naqqai, Netzer, Buni, and Todah. When they brought Mattai (before the court), he [Mattai] said to them [the judges]: Mattai shall be executed? It is written: When (matai) shall I come and appear before God? (Ps. 42:3). They [the judges] answered him: Yes, Mattai shall be executed, since it is written: When (matai) will he die and his name perish? (Ps. 41:6). When they brought Naqqai (before the court), he [Naqqai] said to them [the judges]: Naqqai shall be executed? It is written: You shall not execute the innocent (naqi) and the righteous (Ex. 23:7). They [the judges] answered him: Yes, Naqqai shall be executed, since it is written: From a covert (be-mistarin) he executes the innocent (naqi) (Ps. 10:8). When they brought Netzer (before the court), he [Netzer] said to them [the judges]: Netzer shall be executed? It is written: An offshoot (netzer) shall grow forth out of his roots (Isa. 11:1). They [the judges] answered him: Yes, Netzer shall be executed, since it is written: You shall be cast forth away from your grave like an abhorred offshoot (netzer) (Isa. 14:19). When they brought Buni (before the court), he [Buni] said to them [the judges]: Buni shall be executed? It is written: My son (beni), my firstborn is Israel (Ex. 4:22). They [the judges] answered him: Yes, Buni shall be executed, since it is written: Behold I will execute your firstborn son (binkha) (Ex. 4:23). When they brought Todah (before the court), he [Todah] said to them [the judges]: Todah shall be executed? It is written: A psalm for Thanksgiving (todah) (Ps. 100:1). They [the judges] answered him: Yes, Todah shall be executed, since it is written: He who sacrifices the sacrifice of Thanksgiving (todah) honors me (Ps. 50:23).' (b Sanh 43a–b. cited in P. Schäfer, Jesus in the Talmud, ss. 75f.).
25 'Also Naqqai can easily be applied to Jesus: Pilate in his trial explicitly declares him innocent (naqi) and does not want to execute him, but the Jews demand his death. So Naqqai is actually Jesus, claiming to be innocent and righteous, who is pleading for his life (quite in contrast to the Gospels where he does not defend himself ). The Jews, however, do not accept his plea for innocence, arguing that he is not “innocent” but simply called by the name “Naqqai.”' (P. Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 78).
26 'As the last “disciple” learns: not the cultic sacrifice but the execution of Todah/Jesus honors God and becomes the ultimate vindication of the Jewish faith. Jesus was rightly killed, and there is nothing that remains of him and his teachings after his death.’ (P. Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 81).
27 'Against this background, Mattai/Jesus in the Bavli story could be understood as saying: You can do with me whatever you want, and even if you execute me—I will soon appear before the face of God in heaven, in other words: I will rise from the dead! And the answer of the judges is: No, Mattai/Jesus will definitely die, and not only this—his name will perish, that is, he will be completely forgotten. There is no resurrection and accordingly no community of followers that will continue to believe in him. A most devastating verdict indeed.' (P. Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 78).
28 '… for the Bavli [Babylonian Talmud], Jesus’ disciples are executed because of Jesus’ guilt and that their hope to be resurrected is futile, as futile as Jesus’ own expectation was. They will never arise and possess the earth as Matthew has Jesus promise his disciples after his resurrection: “All authority in heaven and on earth has been given to me. Go therefore and make disciples of all nations, baptizing them in the name of the Father and of the Son and of the Holy Spirit, and teaching them to obey everything that I have commanded you.” [Matta 28:18-20] No, our Bavli narrative maintains, neither was Jesus the Messiah nor does his message live among his followers. They are all dead.’ (P. Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 79).
29 'Therefore, when Buni maintains he is God’s (beloved) son, his (true) firstborn, he expresses the claim of the Christian Church to have superseded the “old Israel” of the Jews. And it is to this supersessionist claim that the judges reply: You fool, you are not God’s but the Pharaoh’s firstborn, the son of the wicked, who tried in vain to destroy Israel. The self-appointed Messiah turns out to be the descendant of the worst of all of Israel’s oppressors, the archenemy of Israel.’ (P. Schäfer, Jesus in the Talmud, s. 80).
30 P. Schäfer, Jesus in the Talmud, ss. 82-94.
31 Ian Mevorach, “Qur'an, Crucifixion, and Talmud: A New Reading of Q 4:157- 58” in Journal of Religion & Society 19 (2017): ss.1-21. Moss, Candida, s. 6.
32 'Allah buyurur ki: وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا : Onu yakînen öldürmediler (4/Nisâ 157); yani kesin bir şekilde onun çarmıha gerildiğini bilmediler.’ (Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân eserinde; Eintrag: K-t-l - ق ت ل in https://www.kuranmeali.com/Aciklama.php?id=1157&islem=mufredat (ziyaret tarihi: 08/03/2023)).
33 'Bel Harfi - بَلْ (asine)'in bir çeşidi, cümlede, sonrası öncesini nakzeder. Yalnız bazen, kendisinden sonrakinin hükmünü doğrulama, öncekininkini ise iptal etmek amacıyla kullanılır. Bazen de kendisinden öncekinin hükmünü doğrulama, ikincisini ise iptal maksadıyla kullanılır.“ (Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân eserinde; Bel Harfi - بَلْ , https://www.kuranmeali.com/Aciklama.php?id=144&islem=mufredat&kok=%D8%A8%D9%8E%D9%84%D9%92 (ziyaret tarihi: 02/01/2024)).

1_(cropped).png)

Yorumlar