Nisa 4:156-159 İsa'nın Mesihliğine karşı Yahudi argümanlarını çürütür
Yahudi argümanları

Son blog yazımızda
Nisa Suresi 4:157-159’da Hz. Muhammed’in
Yahudilerle, İsa’nın Mesih olma iddiası üzerine tartıştığını ele almıştık. Metinden anlaşıldığı üzere, Yahudiler bu iddiayı üç alanda temelden sorgulamışlardır:
i) İsa, evlilik dışı bir ilişkiden doğduğu için
Mesih değildir.
ii) İsa, Mesih değildir çünkü Yahudiler onu
öldürüp çarmıha gerdi ve böylece İsa’nın bir büyücü, Allah'a küfreden ve halkı saptıran biri olarak, Allah tarafından lanetlenmiş bir insanın ölümünü tattığını kanıtlayabildiler.
iii) İsa, Mesih değildir çünkü ölümünden sonra bile Allah tarafından haklı çıkarılmadı, aksine sonsuza dek cehennemde hak ettiği cezayı çekmek zorundadır.
Nisa 4:156-159 İsa'nın Mesihliğine karşı Yahudi argümanlarını çürütür
Şimdi bizi ilgilendiren, Kuran'ın bu şiddetli eleştiriye nasıl yanıt verdiğidir: Nisa Suresi 4:150-159'un genel yapısından, bu bölümdeki amacın, Yahudileri İsa'nın Allah'ın elçisi olduğuna inandırmak olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bunun ayrıntılı olarak nasıl gerçekleştiği ise şimdi tartışılacaktır:
i) İsa'nın olağanüstü doğumu
Yahudilerin İsa'nın Mesihliğine karşı öne sürdükleri ilk argüman, Kuran'da açık olarak mantıklı delillerle çürütülmemektedir. Başka ayetlerde İsa'nın bakireden doğumu ayrıntılı bir şekilde savunulmaktadır (Al-i İmran 3:45-49 ve Meryem 19:16-21), ancak bu ayette değil. Mevcut bağlamda Kur'an, Meryem'e yöneltilen Yahudi suçlamalarını aşağılayıcı bir şekilde
'büyük iftira' olarak nitelendirip suçlayıcıların durumunu
' inkarcı' olarak kınayarak (bkz. Nisa 4:156), İsa'nın bakireden doğuşunun geçerliliğini dolaylı olarak teyit etmekle yetinir.
Her ne kadar savunma amaçlı herhangi bir argüman ileri sürülmese de, bağlamdan açıkça anlaşılmaktadır ki Kuran, İsa'nın Mesihliğine yönelik bu saldırıyı onaylamamakta ve aksine, İncil ve Kuran'da anlatıldığı şekliyle bakireden doğuşu savunmaktadır.
Matta 1:1-17 ve Luka 3:23-38'deki soy kütüklerinin de gösterdiği gibi, bakireden doğuşun kabul edilmesi, İsa'nın Kral Davut'un soyundan gelmesi gerektiği şeklindeki Mesih şartıyla bağdaşmaktadır.
Dolayısıyla Yahudilerin, İsa'nın evlilik dışı doğumu nedeniyle Mesih olamayacağı yönündeki iddiası, Kuran tarafından açıkça reddedilmektedir.
ii) İsa'nın yeryüzünden ayrılışı
Yahudilerin İsa’nın Mesihliğine karşı öne sürdükleri ikinci argüman, Kuran’da daha ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır:
‘Aslında o'nu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, sadece onlara öyle [olmuş gib] göründü; ve o konuda farklı görüşler taşıyanalar da gerçekten şaşkındılar, o'nunla ilgili [gerçek] bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uyumuşlardı. Kesin olan şu ki o'nu öldürmediler:’ (M. Asad)Kuran bu noktada da Yahudilere çok net bir şekilde karşı çıkmaktadır:
Hayır!, onlar İsa'yı ‘öldürmediler’ ve ‘çarmıha da germediler’! Yahudilerin tasvirinin temel amacı, İsa'nın Mesih olma iddiası hakkında olumsuz bir teolojik yargı ortaya koymak olduğundan – İsa, Yasa uyarınca isyancı, saptırıcı ve Allah'a küfreden biri olarak suçlu bulunup ölüm cezasını hak ettiği için Mesih olamaz – bu görüşün açıkça reddedilmesi, İsa'nın Mesihliği'nin bir başka savunmasıdır.
'Onu kesin olarak öldürmediler' ifadesi,
'ilimsel açıdan çürütemediler'1 anlamına da gelebilir. Yahudiler, İncil'e karşıt Talmudik anlatılarıyla İsa'nın Mesihliğini rasyonel anlamda çürütemediler. Yahudilerin İsa'nın Mesihlik iddiasına yönelik eleştirisi, şu ciddi sıkıntılardan muzdariptir:
gerçeklerin yanlış algılanması,
bilgiye dayanmayan yanlış varsayımlar ve
kafa karışıklığı.
Tüm bu temel zayıflıklar, Yahudilerin İsa'ya yönelik yanlış eleştirilerine yol açmaktadır.
İkame teorisi (başka birinin benzetilmesi yorumu), Yahudilerin Mesih eleştirisine karşı Kuran’ın verdiği cevaba uygun bir düzeltme teşkil edip etmediğinin araştırılması gerekecektir.
iii) İsa'nın yükseltilmesi
Son olarak, Yahudilerin eleştirisini düzeltmeye yönelik Kuran-ı Kerim'in verdiği yanıt şu sözlerle doruğa ulaşır:
'Hayır [aksine!!!], doğrusu Allah onu kendi katına [Paret: cennete; Ahmediyya: ‘kendisinin yanında şerefli bir yere’] yükseltti. Allah sonsuz kudret ve hikemt sahibidir’ (Nisa 4:158; M. Kısa Meali). Yahudilerin İsa'nın Mesihliği'ne yönelik saldırısına karşı bir karşı argüman
“hayır, tam tersine”olarak Kur'an, İsa'nın Allah'a yükseltildiğini savunur.
Bu tür bir yükseltilmenin, İsa'nın Mesihliği ile hangi açıdan bağlantılı olduğu henüz araştırılmalıdır. Müslüman yorumcular, ' yükseltmek' (r-f-a) kelimesinin daha çok coğrafi bir tanım2 olarak mı, yoksa 'onurlu bir derece'3 olarak mı anlaşılması gerektiği konusunda fikir birliğine varmamışlardır.
Kelimenin anlamı açısından hem coğrafi hem de manevi onurlandırılma yorumunun savunulması mümkündür.4 İkame (İsa'nın yerine birinin geçmiş olması) teorisinin savunucuları coğrafi anlamı vurgular: İsa, Yahudilerin elinden başka coğrafi bir yere kurtarıldı. İkame teorisini sorgulayan tefsirciler ise r-f-a’nın – “bir şeref yerine yükseltmek” – şeklindeki onurlandırıcı anlamını vurgulamaya eğilimlidir. Çeşitli değerlendirmeler, bu durumda 'yükseltmek' kelimesinin daha çok şeref anlamını taşıdığını – belki de buna ek olarak, daha az önemli bir coğrafi bileşen de içerebileceğini – göstermektedir:
(1) Ayet, İsa'nın yükseltildiği coğrafi bir yerden – örneğin gökten – bahsetmemektedir. Bundan ziyade, Allah'a yükseltildiğinden söz etmektedir. Allah'ın belirli bir coğrafi yerde konumlandırılması mümkün değildir; aksine, O her an her yerde mevcuttur.
“Allah’a yükselmek başka şey, göğe yükselmek başka şeydir. Allah’a yükselmek, O’nun katında yüksek derece kazanmak anlamına gelir. İdrîs Aleyhisselâm hakkında da: “Biz onu, yüce bir mekâna yükselttik”[Meryem 19:56-57] buyurulmuştur."”5 (2) Al-i İmrân 3:55-59 ayetlerini incelememizden de bildiğimiz üzere, ' İsa'nın Allah'a yükseltilmesi' aslında, Allah'ın huzurunda ikinci yaratılışın ilk yaratılanı olarak bir şeref makamını kastetmektedir.
(3) İsa'nın Mesihliği'ni savunma bağlamında – ki bağlamın özü de budur – “onurlu konum” yorumu çok daha mantıklıdır. Yahudiler, ' biz Mesih'i öldürdük' sloganıyla İsa’yı Allah tarafından lanetlenmiş biri olarak ilan ederken, Kuran ise buna karşılık Allah'ın onu ikinci yaratılışın ilk doğanı olarak şereflendirdiğini vurgular. Hayır, İsa Allah tarafından lanetlenmedi; aksine Allah onu özel bir konumla şereflendirdi.
İkame teorisi bağlamında “yükseltmek” kelimesinin salt coğrafi anlamı, İsa'nın Mesihliği meselesiyle bir bağlantı kurmada yetersiz kalır. Yahudilerin elinden fiziksel olarak kurtarılması, İsa'nın Mesihlik iddiasını nasıl kanıtlar?
(4) Petrus, İsa'nın yeryüzünden ayrılmasından sonraki ilk vaazında6 “Allah'a yükseltilme” olayının, İsa'nın Mesihliğini nasıl teyit ettiğini şöyle açıklar:
‘… Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz. Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek O’nu diriltti. Çünkü O’nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.…
Tanrı, İsa’yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız. O, Tanrı’nın sağına yüceltilmiş, ...
Davut, kendisi göklere çıkmadığı halde şöyle der: ‘Rab Rabbim’e dedi ki, Ben düşmanlarını Ayaklarının altına serinceye dek, Sağımda otur.’
Böylelikle bütün İsrail halkı şunu kesinlikle bilsin: Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz İsa’yı hem Rab hem Mesih yapmıştır.'
(Elçİlerİn İşlerİ 2:23-24 ve 32-36)Petrus, İsa'nın Mesihliği hakkındaki argümanında, Mezmur 110:1’e atıfta bulunur. Orada Davut şöyle der:
‘Rab [daha doğrusu: RAB veya Allah], efendime: “...Sağımda otur.” dedi’. Yahudi yorum tarihinde bu Mezmur, Mesih ile ilişkilendirilmiştir.7 Alıntılanan ayette, RAB, yani Allah, ve Davut’un ikinci bir insani ‘Efendi’si – yani Mesih – geçmektedir.
İsa da Mezmur 110’un bu Mesihsel yorumunu kullanır, ve şu soruyu sorar:
‘Nasıl oluyor da din bilginleri, ‘Mesih Davut’un oğludur diyorlar? Davut’un kendisi, Kutsal Ruh’tan esinlenerek şöyle demişti (Mez. 110,1): "Rab [Allah] Rabbim’e [efendime] dedi ki, Ben düşmanlarını Ayaklarının altına serinceye dek Sağımda otur." Davut’un kendisi O’ndan Rab diye söz ettiğine göre, O nasıl Davut’un Oğlu olur?'
(Bakınız Markos 12: 35-37).Yahudi anlayışına göre Allah, Davut'un Efendisi'ni, yani Mesih'i şöyle davet eder: “... Sağımda otur”, ya da başka bir deyişle, Davut, Allah'ın Mesih'i sağ tarafına – ki bu kesinlikle olağanüstü bir şeref konumudur; belki daha az önemli coğrafi bir boyut da içerir: göğe – yükselteceğini peygamberlik eder.
Petrus da şimdi şu şekilde delil getirir: İsa Allah tarafından bu şeref konumuna yükseltildiğine göre – Petrus bunun tanığıdır (Elçilerin İşleri 1:9-14) – Davut'un Mesih hakkındaki peygamberliği İsa'da gerçekleşmiştir. Allah, bu yükseltmeyle İsa'yı ‘Davut'un Efendisi’, yani Mesih olarak şereflendirmiş ve onaylamıştır – ve bu, Yahudi anlayışına göre onu Allah tarafından lanetlenmiş biri olarak damgalayan çarmıhtaki ölümüne rağmen olmuştur:
‘Böylelikle bütün İsrail halkı şunu kesinlikle bilsin: Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz İsa'yı hem Rab [Davut’un Efendisi, Yahudi halkının da Efendisidir] hem Mesih yapmıştır.’
(Petrus, Elçilerin İşleri 2:36'da)Yukarıdaki düşünceler ışığında, Hz. Muhammed'in Yahudilerin İsa'nın Mesihliği'ne yönelik tartışmacı saldırısını çürütmek için, Mezmur 110:1'den Petrus'un da çıkarım yapmış olduğu aynı argümanı kullanıyor olmasını varsaymak son derece mantıklıdır:
'Hayır [İsa’nın Allah’a küfreden biri olduğunu, ancak Mesih olmadığını kanıtlayamadınız],
doğrusu Allah onu kendi katına yükseltti [Mezmur 110’da Mesih için ayrılmış olan en yüce şeref makamına]. Allah sonsuz kudret ve hikmet sahibidir.'
(Nisa 4:158, M. Kısa). Hz. Muhammed bu ön bilgilere aşina olmuş olmasaydı bile – ki bunu istesem de hayal edemiyorum – Yahudi muhatapları yine de otomatik olarak Mezmur (Zebur) 110 ile bir bağlantı kurmuş ve bu sözleri Petrus'un yorumu manasında anlamış olurlardı.
(5) Bağlam da, Petrus'un kullandığı mantık çerçevesinde Nisa 4:158'deki argümanı son derece mantıklı kılar: İsa'nın Mesihliği, Allah'a yükseltilmesiyle o kadar net bir şekilde kanıtlanmış olduğundan, artık onun Mesihlik iddiasını reddeden Yahudiler bile onu Mesih olarak kabul etmek zorundadır:
'Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.’
(Nisa 4:159)Bu yorum sayesinde, Kuran'ın, İsa'nın Mesihliği'ne yönelik üçüncü Yahudi itirazını nasıl çürüttüğü de anlaşılmaktadır: İsa, sonsuza dek Allah tarafından lanetlenmiş biri olarak damgalanmamıştır. O, sonsuza dek cehennemde yanmamaktadır; aksine, Allah onu çok yüksek şereflere yükseltmiş ve böylece onu Mesih olarak onaylamıştır.
Sonuç
Şunun önemle altını çizelim: Nisa Suresi 4:157-159'da Yahudiler ile Hz. Muhammed arasındaki tartışmanın ana konusu, İsa'nın Mesihliği'dir.
Yahudiler bunu, Talmud'dan bilinen üç alanda sorgulamaktadır:
İsa'nın olağanüstü doğumu,
İsa'nın yeryüzünden ayrılışı ve
İsa'nın ayrılışından sonraki durumu.
Kuran, bu üç itirazı da açıkça reddetmekte ve İsa'nın Allah'a yükseltilmesini dayanak alarak, İsa'nın Mesih olduğu iddiasını kesin bir şekilde savunmaktadır.
Yahudilerin İsa'nın doğumu hakkındaki görüşleri ve İsa'nın sonsuza dek cehennemde cezalandırıldığına dair inançları, açıkça ve net bir şekilde yanlıştır. Yahudiler, İsa'nın ölümünü de yanlış yorumlamaktadır: İsa'nın bu dünyadan göçme şeklinde, onun lanetlendiğinin bir kanıtını görmek yerine; Allah, İsa'yı yükselterek onu Mesih ve 'Davud'un efendisi' olarak ilan etmektedir.
Nisa 4:157-159, İsa'nın, Yahudiler tarafından beklenen Mesih olduğuna dair kararlı bir savunma niteliğinde olup, İsa'nın yeryüzünden göçmesine ilişkin Talmud'daki anlatıma karşı açık bir reddiyedir: Nisa 4:156-159 İsa'nın Mesihliğine karşı Yahudi argümanlarını çürütür.
قَتَلْتُ كَذَا عِلْمًا : 1
Falan şeyi ilim açısından öldürdüm/onu kesin bildim (Râgıb el-İsfehânî‘nin el-Müfredât fî Garîbi‘l Kur‘ân eserinde; K-t-l - ق ت ل in https://www.kuranmeali.com/Aciklama.php?id=1157&islem=mufredat (ziyaret tarihi: 10/12/2022)).
2 ‘… “ref” kelimesinin lügat mânâsı, madden ve manen yükseltmek, yüceltmek yukarı çıkarmak ve koymaktır. Kur’ân’da da aynı mânâlarda kullanılmıştır. Kullanımlar incelendiğinde bu kelimenin müştaklarının yirmi dokuz yerde, Âl-i İmrân 55. ve Nisâ 157. âyetleri ile beraber on altı yerde maddi mânâda (İlgili âyetler için bk. Bakara, 2/63,93,127; Âl-i İmrân, 3/55; Nisâ, 4/154,158; Yûsuf, 12/100; Ra’d, 13/2; Naziât, 79/28; Rahman, 55/7; Hucurât, 49/2; Ğaşiye, 88/13,18; Nûr, 24/36; Tûr, 52/5; Vâkıa, 56/34); sekiz yerde manevi mânâda (İlgili âyetler için bk. Bakara 2/253; A‘râf, 7/176; Meryem, 19/57; En’âm, 6/83; Yûsuf, 12/76; Mücâdele, 58/11; Fâtır, 35/10; Abese, 80/14), beş yerde de her iki mânâda kullanılmak üzere geçtiği görülür (İlgili âyetler için bk. En’âm, 6/165; Ğafir, 40/15; Zuhruf, 43/32; Vâkıa, 56/3; İnşirâh, 94/4). Âl-i İmrân 55. âyette geçen ref‘ terimi fiziki anlamda (beden ve ruh ile) asıl, manevî (derece ve kadrini yükseltme) anlamında ise mecaz olarak kullanılmıştır.’ (Süleyman Aydın, Kur’ân Lügatı İlmi Açısından Hz. Îsâ’nın (a.s.) Ref’i ve Nüzûlü, ss. 73-74, YALOVA SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ, Yıl 5, Sayı 9, ss. 53-112, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/801176 (ziyaret tarihi: 12/08/2022)).
3 ‘Şurası açıktır ki, ölümden sonra olan ‘ref’ (yükseltme), cesedin yükseltilmesi değil, derece bakımından yükseltilmedir. Özellikle bu hükmün hemen arkasından, Allah'ın "inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağını" (Al-i İmran, 56) ayeti gelmektedir. Bu da, meselenin manevi bir şeref ve yüceltme işi olduğunu gösterir.’ (Mahmut Şeltut, 'İsa’nın Refi', s. 516, er-Risale, Cilt: 10. Nu.: 462, ss. 515-517, tercüman: Doç. Dr. E. Ruhi FIGLALI). Süleyman Ateş bu yoruma katılmaktadır: ‘O halde âyetin anlamı, İbn Cureyc’in dediği gibi, Allah’ın, Îsâ’nın ruhunu yüceltmesi, şânını yükseltmesi, katında O’na değer vermesi demektir. … Yükseltilen onun ma‘nevî derecesi, Allah’ın katına çıkan ruhudur.’ (Süleyman Ateş, HZ. ÎSÂ’NIN YÜKSELTİLMESİ VE GÖKTEN İNECEĞİ SORUNU, https://www.suleyman-ates.com/index.php?option=com_content&view=article&id=14&Itemid=36 (ziyaret tarihi: 11/08/2022)
اللّهُ إِلَيْهِ رَفَعَهُبَلْ : 4
Hayır, Allah onu (Îsâ’yı) kendisine yükseltti (4/Nisâ 159). Bu âyet, Hz. İsa’nın
[bedenen] göğe yükseldiği anlamına gelebildiği gibi, şeref bakımından yükseldiği anlamına da gelebilir. (Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân eserinde; R-f-a - ر ف ع in https://www.kuranmeali.com/Aciklama.php?id=570&islem=mufredat&kok=%D8%B1%20%D9%81%20%D8%B9 (ziyaret etme tarihi: 05/01/2024)).
5 Bakınız Süleyman Ateş, HZ. ÎSÂ’NIN YÜKSELTİLMESİ VE GÖKTEN İNECEĞİ SORUNU, https://www.suleyman-ates.com/index.php?option=com_content&view=article&id=14&Itemid=36 (ziyaret etme tarihi: 07/08/2026).
6 İlk öğrenciler, Yahudilerle olan etkileşimlerinde bu argümanı defalarca tekrarlamışlardır (bkz. Elçilerin İşleri 2:22-36; 3:13-15; 4:8-12; 5:30-31; 7:52+56).
7 Günümüzde bazı Yahudi temsilciler, Mezmur 110’un hiç de Mesihsel olmadığını iddia etmektedir (örneğin, Haham T. Singer (bkz. https://outreachjudaism.org/psalm110/ (ziyaret etme tarihi 09/03/2023). Armstrong, Haham Singer’ın makalesine verdiği yanıtta, Mezmur 110’un Mesihselliğini kanıtlayan çeşitli Yahudi kaynaklarından alıntı yapmaktadır. Örneğin, Mezmur 110’a ilişkin aşağıdaki Midraş'tan: ‘R. Yudan said in the name of R. Hama: In the time-to-come, when the Holy One, blessed be He, seats the lord Messiah at His right hand, as is said The Lord saith unto my lord: “Sit thou at My right hand” (Ps. 110:1), and seats Abraham at His left, Abraham’s face will pale, and he will say to the Lord: “My son’s son sits at the right, and I at the left!” Thereupon the Holy One, blessed be He, will comfort Abraham, saying: “Thy son’s son is at My right, but I, in a manner of speaking, am at thy right”: The Lord [is] at thy right hand (Ps. 110:5). (Midrash on Psalms, translated by William G. Braude, Yale University Press Edition cited by Dave Armstrong, in Psalm 110: Jewish Commentators Who Regard it as Messianic, Patheos April 18, 2017, in https://www.patheos.com/blogs/davearmstrong/2017/04/psalm-110-jewish-commentators-who-regard-it-as-messianic.html (ziyaret tarihi 09/03/2023).
Daha fazla örnek için, yukarıda alıntılanan Armstrong’un makalesine bakınız.

1_(cropped).png)



Yorumlar